30 Kasım 2008, ayca
“…Yalnız Queen’lerin apartmanında vaziyet hiç de hoş değildi. Müfettiş Queen tahkikat sona erdiği zaman şakalar yapar, kanlı biftekler ısmarlayarak, yılmadan çalışan ve mükafatı hakkeden bir insan tavrı ile bunları yerdi. Fakat şimdi hemen hiçbir şey yemiyor, kendisine laf söylenince homudanıyor, Ellery’le münakaşa ediyor, Merkez’de neşesiz bir tavırla çalışıyordu.
Ellery’e gelince… Onun için de fazla neşeli denilemezdi. Genç adam artık hiçbir şeyden zevk almıyordu. İhtiyar kadın meselesine karışmadan evvel yazmaya başladığı dedektif romanıyla uğraşıyordu ama eser hiç de istediği gibi olmuyordu. Şahısların kuklalardan farkı yoktu. Durmadan Potts hadisesini tahlil ediyor, geceleri de acayip faraziyeler kurarken uykuya dalıyordu.
Günler gelip geçiyor, tabii Riverside’daki saray alelade bir ev halini alıyordu. Gazeteler yeni heyecanlar peşinde koşmaya başlamışlardı bile. Galiba Potts hadisesi artık cinayet tarihinin malı olmuştu. Belki de ancak ileride bir iki meraklı bu kanlı satırları okuyacaktı…”
