Kasım 24th, 2008
“Harry:
- Kımıldama!, diye emretti.
Gary:
- Bu silahı nereden buldun? dedi. Böyle silah görmemiştim. Acaba ne marka.
- Sana ne be!
Silahın namlusu yerdeki şişkin cismi gösterdi.
- O nedir?
- Sana ne be ser…
Gary, sözünü tamamlayamadı, midesine çevrilmiş olan silahın namlusu göbeğine dayandı.
Gary:
- Dalgıç takımı, dedi.
- Dalgıç takımı mı? Ne yapacaksın?
Gary, kuşku uyandıracak kadar bekledikten sonra:
- Hiiiç!, dedi. Buldum.
- Doğru söyle, yoksa…
- Şey… bir yerden almıştım. Bir dükkandan…
- Çekil, bu tarafa geç.”
Tags: asıl ismi belirtilmeyen kitaplar, ismi aslından farklı çevrilmiş kitaplar, okat yayınevi uzay serisi, reha pınar çevirisi
Posted in Bilim Kurgu | No Comments »
Kasım 24th, 2008
“Yemek faslı bitmiş, Turber ayağa kalkmıştı:
- Pilotaj odasına gelin.. Oradan daha iyi görürsünüz milyonyılları. Bakalım, ne diyeceksiniz!
Ezik-Burun pilotaj odasında tek başınaydı. Altları düğmelerle donanmış kadranların ekranın karşısına oturmuş, gemiyi yönetiyordu. Yüzünde hiçbir ifade yoktu. Biz yaklaşınca başını kaldırıp şöyle bir baktı, o kadar.
- Buraya oturacağız.. dedi Turber. Nanette, yanıma.
Beni de zor zaptettiği bir hınçla itmişti.
…
Bu arada, Turber, Kızılderiliyle konuşmaktaydı:
- Nasıl gidiyor, Ezik-Burun?
- Kayda değer hiçbir şey yok.. dedi Kızılderili, genizden çıkardığı bir sesle.
Turber bir an düşündü:
- Peki. Öyleyse şimdi daha da uzağa gideceğiz.”
Tags: baskan kurgu-bilim dizisi, göze batan iki noktalar, ismi aslından farklı çevrilmiş kitaplar
Posted in Bilim Kurgu | No Comments »
Kasım 24th, 2008
“Emerson City’nin merkez garına vardığında, güneş eflatun ve yeşil bulutların ardından yeni doğmuştu. Selim kafeteryaya yöneldi. Hava sericeydi, ama dışarıda oturmayı tercih etti. Bol oksijenli havayı içine çekti, yanına gelen garsona kahvaltı söyledi. Sonra korka korka bir sigara yaktı. Her an biri gelip söndürmesini isteyecek ya da polis onu tutup götürecekmiş gibi geliyordu.
Deminden beri onu ilgiyle gözleyen yağız ve kısarak boylu bir garson, birden ona doğru yürümeye başladı. Korktuğu başına gelmişti işte! Selim sigarasını söndürmeye hazırlandı.
“Abi siz Türksünüz galiba”, diye sordu garson gülerek. Dünyadan onbuçuk ışık yılı uzakta Türkçe konuşan birine rastlamak Selim’in hoşuna gitmişti.”
Tags: metis bilimkurgu, türk
Posted in Bilim Kurgu | No Comments »
Ekim 14th, 2008
…
Tabii ki herkese şahsi bir kod verilmesi gerekiyordu! Yoksa hükümet vatandaşlarının hakkını nasıl verebilir, bir kıta dolusu hareketli, özgür bireyin arzularını, zevklerini, tercihlerini, satın aldıklarını, bağlantılarını ve her şeyden önce yerlerini nasıl takip edebilirdi?
Doğru, başka bir yaklaşım daha mevcuttu. Ama bunun bu ülkede uygulandığını görmek ister miydiniz? Seçme alanınızın, nüfusun toplu davranışlarının tek bir kalıba dökülmesi derecesinde kısıtlandığını görmek ister miydiniz?
Onun için bilgisayarı yeni bir tür pranga olarak kulak arkası etmeyin. Mantıklı olarak düşünün, şimdiye dek icat edilmiş en özgürleştirici alet, modern insanın türlü türlü ihtiyacını karşılamaya yeterli tek alet olarak düşünün.
Onu bir insanmış gibi düşünün mesela…
Tags: distopya, metis bilimkurgu
Posted in Bilim Kurgu | No Comments »