Georges Simmenon “Kiralık Oda”
Kasım 5th, 2008
Ne diye anlatamaya kalkmıştı bunları?
Gene karıştı Yeni Cadde’nin kalabalığına, yürüdü,sulara basa basa yürüdü, vitrinlerin önünde dura dura gidiyordu.
Arkasında deve tüyünde bir palto, başında güzel bir fötr şapka vardı, elbisesi iyi dikilmiş bir elbiseydi.
Neden böyle birdenbire bir perişanlık duyuyordu içinde? İki günlük traşı yüzünden mi? Nezleden burnu şiştiği için mi?
Herhalde çirkin, pek çirkin buluyordu kendini. Geçenlerden biri çarptı. Eli dayak yemiş gibi inledi.
Bir kuyumcu mağazası arıyordu. Birkaç tanesinin önünden geçti, ama girmedi içeri, dördüncüsüne girdi, cebinden fındık büyüklüğünde bir altın külçesi çıkardı, tezgahın üstüne koydu. Silvi’nin altnıydı bu. Kadın onu hep yanında taşırdı, yanabcı bir şehirde parasız kalırsa diye. Kuyumcu bin üç yüz belçika frangı verdi o altına, Eli gene dışarı çıktı saatlercew, daha saatlerce öyle dolaşacaktı.
Gemideki günleri artık hatırlamıyordu. Daha doğrusu başka bir alemde olmuş, yahut başka bir kimsenin hayatıymış gibi hatırlıyordu.
Şimdi yalnız Brüksel vardı, Brüksel’in soğuğu, nezle vardı. Daracaık kaldırımlar, karşıdan gelene çarpmamak için adım başında aşağı ineceksiniz…Vitrinler de tıka basa yiyecek oldu, o kadar ki gönlü bulanıyor insanın. Donuk beyaz masaları ile kahveler…Eli ‘ Ben şunu yapacağım, sonra da bunu yapacağım’ demiyordu içinden ama biliyordu, ne yapacağını da anlıyordu. Bir öfke bir hınç vardı içinde…”


